Aramak için yazmaya başlayın...
Gelibolu – Bolayır – Demirtepe (22 Mayıs 1946) - demirtepe.net

Gelibolu – Bolayır – Demirtepe (22 Mayıs 1946)

Güncelleme Tarihi: 23 Ağustos 2026 - 00:53

Tasvir muhabiri Necmeddin Karakayan, Demirtepe sırtlarında Balkan Harbi'nde şehit düşenlerin unutulmuş mezarlarının bulunup düzenlendiğini ve bir anıt dikildiğini yazdı. Aynı yazı, on bir yıl önce harap hâlde anlatılan Süleyman Paşa Türbesi ile Namık Kemal'in kabrinin onarılmakta olduğunu da bildiriyor.

Gelibolu – Bolayır – Demirtepe (22 Mayıs 1946)

Dizide 7 / 7

Gazete
Tasvir
Tarih
22 Mayıs 1946
Sayfa
4
Yazan
Necmeddin Karakayan
Nereden
Gelibolu (Tasvir)
Önemi
1935 dizisinden sonraki bilinen ilk kayıt. Demirtepe sırtlarında Balkan Harbi’nde şehit düşenlerin unutulmuş mezarlarının bulunup düzenlendiğini ve bir anıt dikildiğini bildirir. Aynı yazı, 1935’te harap hâlde anlatılan Süleyman Paşa Türbesi ile Namık Kemal’in kabrinin onarılmakta olduğunu da kaydeder.

Bu metin nasıl hazırlandı? Tasvir’in taranmış sayfasından okunup günümüz Türkçesine çevrildi, kısaltılmadı.

On bir yıl sonrası. Bu yazı, Naci Sadullah’ın 1935 röportajlarıyla aynı güzergâhı izler: Gelibolu, Bolayır, Demirtepe. Aradaki fark bakış açısında değil, manzarada. 1935’te bakımsızlık anlatılıyordu; burada onarım anlatılıyor.

Gelibolu (Tasvir) — Bugün elimizde çok geniş bir program var. İlçe içinde, Bolayır ve Demirtepe köylerindeki törenlere katılacak, yeniden yapılan birçok eseri görecek ve yeniden yapılacakların temelini atacağız.

Otomobillerle belediye önünden hareket ediyoruz. Programa göre ilk durak, kasabanın hemen on dakika ilerisindeki şehitlik olacak. Bugün burada hava şehitlerimizi anacak ve yeni bir eseri de göreceğiz. Her yıl ilçe meydanında yapılan tören, bugün gerçek yerinde, Mehmetçiğin tunçlaşan ve onu ölümsüzleştiren çevresinde yapılacak.

Muhteşem bir kapıdan, her karış toprağı şehitlerinin kanıyla yoğrulmuş olan bu diyara giriyoruz. Bu yerler, Türk’ün en kutsal ve gözbebeği gibi üzerine titrediği yurt köşeleridir. Burada her Türk’ün benliğinden, geçmişinden kopmuş bir zerre yatıyor. İlerliyoruz. Her taraf çiçekli tarhlarla, zarif beton yollarla çevrilmiş. Kapının iki yanında saygı nöbeti bekleyen yağız Mehmetçikler, tunçlaşmış birer heykel sanki… Merdivenleri çıkıyoruz. Karşımızda sade, ama manevi değeri yurt çapında büyük olan, sütunlar üzerinde kubbeli bir anıt yükseliyor.

Bu anıt sanki bu şehitler diyarının başına konmuş bir tacı andırıyor ve ona o kadar yaraşıyor. Burada Türk milletinin ölülerine gösterdiği kutsal saygının büyük değerini bir kez daha görmüş olmaktan gurur duyuyor ve gözlerim sevinçle yaşarıyor.

Tören bitti. Bu kahramanlar diyarından ayrılıyor ve Bolayır’a doğru yolumuza devam ediyoruz.


Bolayır

Otomobillerimiz Marmara sahilini takip ederek güzel yolda ilerliyor, etrafıma bakıyorum. Her taraf zümrüt gibi yeşil…

Yarım saat sonra Bolayır’a inen sırtlardayız. Sağımda Marmara denizi, solumda Saros körfezi, önümde şirin bir kasaba… Evet, ona köy demeye dilim varmıyor. Çünkü Bolayır her şeyiyle tam bir kasaba.

Gözlerimi kapıyor ve bundan 7–8 yıl önceki Bolayır’ı düşünüyorum. Çitten duvarlarıyla, dar sokaklarıyla bakımsız bir hâlde gözlerimin önünde canlanıyor. Bu hayalle baş başa kalmaya daha fazla dayanamıyor, gözlerimi açıyorum. Ve karşımda bugünkü şirin Bolayır’la karşılaşıyorum.

Tarihimizde önemli bir yer tutan bu yurt parçası, bu öneme yaraşır bir çalışmayla gelişmekte ve güzelleşmekte… Gazi Süleyman Paşa ve Namık Kemal gibi büyük komutanları ve vatanseverleri bağrında kutsal birer emanet olarak saklayan Bolayır, bu gelişmeyle bundan 50–60 yıl önceki idari ve askerî konumunu geri almak yolunda.

Otomobillerimiz köye girmek üzere, etrafıma göz gezdiriyorum. Yollar ne kadar düzgün ve güzel, evler bahçeler içinde birer villa sanki… Solda yeni yapılan Halkodası… Buradan beton bir yol bizi ağaçlıklar içindeki Gazi Süleyman Paşa ve Namık Kemal’in kabirlerine götürüyor. Bu yerleri her gelişimde biraz daha değişmiş buluyorum. Ama bu sefer tanımakta âdeta güçlük çektim. İnşaat hâlâ sürüyor ve 2 Haziran’da yapılacak olan Geliboluluların geleneksel töreni için bitirilmeye çalışılıyor. Bu yıl yapılacak tören her yılkinden daha görkemli olacak.

Şimdiden gerekli düzenlemeler yapılmış; ilçe içinden ve dışından gelip Bolayır’a gidecekler için düzenli araç sağlanmış. İstanbul Üniversitesi’nden gelecek 40 kişilik bir grup da bu törende hazır bulunacak. Bugün temeli atılacak olan posta–telgraf arsası önünde arabamızdan iniyoruz.

Bu bina Bolayırlılara, bu güzel köyün bir kasaba, bir yönetim merkezi olacağını müjdeliyor. İşte bu müjdeci binanın temelleri bugün, başta Gelibolulu sayın Tuğsavul olmak üzere ilçe kaymakamının ve birçok köylümüzün önünde atıldı.


Demirtepe

Bolayır’dan Demirtepe köyüne doğru yol alıyoruz. Orada da kahraman Mehmetçiği bir kez daha saygıyla selamlama fırsatı bulacağız.

Burada, Demirtepe sırtlarında, Balkan Harbi’nde şehit düşen bir avuç Mehmetçik yatıyor. Bugüne kadar burada yatan ve bu topraklar için kanını akıtan bir avuç Mehmetçik unutulmuştu. Ama sayın Tuğsavul onun izini ve yerini buldu; ona, şanına, geçmişine yaraşır bir köşe hazırladı. Şimdi biz işte bu yerleri görecek ve o bir avuç şehidin önünde saygıyla eğileceğiz.

Demirtepe köyü sırtlarındayız. Otomobiller durdu. Ve kendimizi zarif bir anıtın ve düzenlenmiş çiçekli küçük bir mezarlığın önünde bulduk. Burada şehit düşenler için susuyoruz. Onları gurur, iftihar ve saygıyla selamlıyoruz. Bir ara sayın Tuğsavul’a bakıyorum. Tunçlaşan yüzünde mutlu insanların huzuru, dinçleşen vücudunda daha pek çok şey başarmaya hazır bir insanın azmi var. Onunla bütün Gelibolular gibi ben de gururla övünüyorum. Çünkü o bizim değerli hemşehrimiz.


Bu büyük günü hayatımın sonuna kadar yaşatacağım. Çünkü bu yerlerden dönerken gönlüm huzurla, göğsüm gururla kabarıyordu…

Necmeddin Karakayan

Okuma notu 1. Bu yazı, Demirtepe sırtlarındaki Balkan Harbi şehit mezarlarının ilk kez düzenlenip bir anıt dikildiğini bildiren tek kayıttır. Mezarların yerini bulduğu belirtilen “sayın Tuğsavul”, dönemin Çanakkale valisi Sabri Tuğsavul’dur.

Okuma notu 2. Yazıdaki Halkodası Bolayır’dadır, Demirtepe’de değil. Demirtepe’ye ait olan tek yapı şehit mezarlığı ve anıttır.

Okuma notu 3. 16 Kasım 1935 tarihli röportajda Süleyman Paşa Türbesi harap, Namık Kemal’in mezar taşları ise ziyaretçilerin oturağı hâlinde anlatılıyordu. Bu yazı, aynı yerlerin on bir yıl sonra onarılmakta olduğunu gösterir.

Kaynak

Necmeddin Karakayan, “Gelibolu – Bolayır – Demirtepe”, Tasvir, 22 Mayıs 1946, s. 4.

YORUMLAR 0

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!