Aramak için yazmaya başlayın...
Ahmet Hamdi Türkeş'in Demirtepe'deki Mezarı ve Oğlunun Ziyareti - demirtepe.net

Ahmet Hamdi Türkeş'in Demirtepe'deki Mezarı ve Oğlunun Ziyareti

Güncelleme Tarihi: 11 Ocak 2025 - 02:51

Ahmet Hamdi Türkeş 20 Ocak 1948'de Demirtepe köy mezarlığına defnedildi; mezar taşında doğum yılı 1887, ölüm yılı 1948 yazılıdır. Yıllar sonra oğlu Alparslan Türkeş mezarın yerini bulmak için köye geldi; mezar, Salih Esendir'in rehberliğiyle bulundu. Anlatı ile arşiv kayıtları arasındaki farklar yazıda ele alınıyor.

Ahmet Hamdi Türkeş'in Demirtepe'deki Mezarı ve Oğlunun Ziyareti
Anlatan
Remzi Başarız
Konu
Ahmet Hamdi Türkeş'in Demirtepe mezarlığındaki kabri ve oğlu Alparslan Türkeş'in köye gelişi
Mezar taşı
Doğum 1887, ölüm 1948. Defin 20 Ocak 1948.
Rehberlik eden
Merhum Salih Esendir
Kaynak
Sözlü tanıklık, mezar taşı, aile fotoğrafı, TDV İslâm Ansiklopedisi ve akademik çalışma

Ahmet Hamdi Türkeş 20 Ocak 1948'de vefat etti ve Demirtepe köy mezarlığına defnedildi. Mezar taşında doğum yılı 1887 olarak yazılıdır. Yıllar sonra oğlu Alparslan Türkeş, babasının mezarının yerini tespit etmek için köye geldi. Mezar, köyün tarihini ve mezarlık alanını iyi bilen Salih Esendir'in rehberliğiyle bulundu.

Bu sayfada gri zeminli kutular demirtepe.net tarafından sonradan eklenmiştir. Anlatıcının sözlerine ait değildir; açıklama ve doğrulama amacı taşır.


Demirtepe Mezarlığındaki Kabir

Ahmet Hamdi Türkeş, Gelibolu'nun Bolayır bölgesinde bulunduğu sırada hastalandı. Köy anlatısına göre bölgenin rutubetli havası ve dönemin ulaşım koşulları durumunu ağırlaştırdı.

Bölgede hangi sebeple bulunduğu, köy anlatısı ile başka kaynaklar arasında farklılık gösterir. Aşağıdaki notta bu ayrıntı ele alınmıştır.

Türkeş ve Altunlu ailelerinin 1943 yazında Erdek'te yaptıkları piknik
1943 yılı yazında Erdek'te, Türkeş ve Altunlu ailelerinin birlikte yaptıkları bir piknik sırasında çekilmiştir.

Bu fotoğraf ne gösteriyor?

Fotoğraf 1943 yazında Erdek'te çekilmiştir. TDV İslâm Ansiklopedisi, Alparslan Türkeş'in Gelibolu'dan sonra Balıkesir Edincik, Erdek ve Marmara adasında görev yaptığını kaydeder.

Yani ailesi, görev yaptığı yere gelip onunla vakit geçirmektedir. Beş yıl sonra Gelibolu'da olanın da aynı şey olduğu düşünülürse, babasının 1948'de bölgede bulunma sebebi bu alışkanlıkla açıklanabilir.

Fotoğraf, o hâlde yalnızca bir aile hatırası değil; bir alışkanlığın kaydıdır.

1948 yılının Ocak ayında hayata gözlerini yumdu. 20 Ocak 1948'de Demirtepe köy mezarlığında defnedildi. Mezarı sade bir taşla işaretlenmişti; taşta doğum yılı 1887, ölüm yılı 1948 olarak yer alır.

Mezar taşındaki tarihler ne söylüyor?

Taştaki 1887 – 1948 tarihleri, vefat ettiğinde 61 yaşında olduğunu gösterir.

Bu, oğlunun doğum yılıyla da tutarlıdır: Alparslan Türkeş 1917'de doğduğuna göre babası otuz yaşındayken dünyaya gelmiştir.

Takvim sorusu. 1887'nin eski takvimlerden biri olma ihtimali yoktur. Hicrî takvimde 1887 henüz gelmemiştir; rumî takvim ise 1926'da 1341 yılında sona ermiş, 1887'ye hiç ulaşmamıştır. Ayrıca harf devrimi 1928, takvim değişikliği 1926 olduğuna göre 1948 tarihli bir mezar taşı zaten Latin harfleriyle ve miladi takvimle yazılır. Yine de merak edilirse: hicrî 1304 ve rumî 1303, miladi 1887'ye denk gelir.

Baba mı, oğul mu askerlik yapıyordu?

Köy anlatısı, Ahmet Hamdi Türkeş'in Bolayır'da askerlik görevi yaparken hastalandığını söyler. Mezar taşındaki tarihler bunu mümkün kılmaz: 1887 doğumlu biri 1948'de altmış yaşındadır.

Yapılan araştırmaya göre en tutarlı açıklama, baba ile oğulun Gelibolu hikâyelerinin birbirine karışmış olmasıdır.

Belgelenen: Alparslan Türkeş 1948'de Gelibolu'da subay olarak görevlidir. Akademik bir çalışmada bu açıkça kayıtlıdır:

Türkeş'in Gelibolu'da görevli olduğu 1948 yılında Genelkurmay tarafından ABD'ye eğitim için subay gönderme kararı alınır.

Kaynak: Fatih Furkan Alpdoğan, “Alparslan Türkeş: Bir Lider Portresi ve Teori Olarak Demokratik Milliyetçilik”, Sosyolojik Düşün, 7 (1), 2022, s. 1–31. Bilgi, Osman Cengiz'in Alparslan Türkeş ve Dokuz Işık (İstanbul: Bilgeoğuz, 2015, s. 61) adlı çalışmasına dayandırılmıştır.

Muhtemel olan: Ahmet Hamdi Türkeş, Gelibolu'da görev yapan oğlunu ziyarete gelmiş, burada hastalanmış ve vefat etmiştir. Bu açıklama eldeki bütün tarihlerle uyuşur.

Aile nerede yaşıyordu? Aynı çalışmaya göre Türkeş ailesi 3 Haziran 1933'te Limasol'dan İstanbul'a göç etmiştir. Yani 1948'de Ahmet Hamdi Bey İstanbul'da yaşıyordu; Gelibolu'da bulunmasının sebebinin oğlunu ziyaret olması bu bilgiyle de örtüşür.

Kimlik doğrulaması. TDV İslâm Ansiklopedisi'nin Alparslan Türkeş maddesi babayı doğrudan adlandırır: “Babası Koyunoğlu ailesinden Tuzlalı Ahmed Hamdi Bey, annesi Fatma Zehra Hanım'dır.”

Yani Demirtepe mezarlığında yatan kişi Kıbrıs'ın Tuzla kasabasından, Koyunoğlu ailesinden Ahmed Hamdi Bey'dir. Köy anlatısının onu “Anadolu'nun kuru havasına alışkın” diye tarif etmesi bu bilgiyle bağdaşmaz.

Kaynak: Atilla Çetin, “TÜRKEŞ, Alparslan”, TDV İslâm Ansiklopedisi, EK-2. cilt, Ankara 2019, s. 615–616.

İki kaynak, iki Gelibolu tarihi

Alparslan Türkeş'in Gelibolu'da görev yaptığı iki farklı dönem olarak geçer.

TDV İslâm Ansiklopedisi, 1940 başındaki evliliğinin hemen ardından Gelibolu'da 58. Piyade Alayı 5. Bölük komutanlığına tayin edildiğini, sonra Balıkesir Edincik, Erdek ve Marmara adasında görev yaptığını yazar. Bu, kariyerinin başındaki dönemdir.

Alpdoğan'ın çalışması ise 1948'de Gelibolu'da görevli olduğunu belirtir.

İkisi birbirini yalanlamaz. Ansiklopedi maddesi 1945–1955 arasındaki görev yerlerine hiç değinmez; o yılları “1945'te beraat etti ve tekrar ordudaki görevine başladı, 1955'te Harp Akademisi'nden mezun oldu” diye özetler. Yani 1948'de nerede olduğu ansiklopedide yazmaz.

Demirtepe mezarlığındaki 20 Ocak 1948 tarihli mezar, bu boşluğa düşen bir kayıttır.

Bu, ziyaretin anlamını da değiştiriyor

Eğer Alparslan Türkeş babasının vefatı sırasında Gelibolu'da görevliyse, defin işlemleri büyük ihtimalle onun bulunduğu bir dönemde yapılmıştır.

Yıllar sonraki geliş, o hâlde ilk kez mezarı görmek değil, bir kez bulunduğu yeri yeniden bulmak içindir. Köy mezarlığında sade bir taş, aradan geçen yıllar ve değişen çevre, kendi babasını gömdüğü yeri bile tanınmaz kılmıştır.

Salih Esendir'in yaptığı iş bu açıdan bakılınca daha da anlamlıdır.


Mezarı Arayan Oğul

Yıllar sonra Alparslan Türkeş, babasının mezarının yerini tespit etmek için Demirtepe'ye geldi.

Yanında kalabalık bir heyet ve korumalar bulunuyordu. Köye vardığında Salih Esendir ile tanıştı. Esendir, köyün tarihini ve mezarlık alanını iyi bilen biriydi.

Türkeş, babasının mezarını bulma konusunda ondan yardım istedi. İkili, korumalar ve köy halkının eşliğinde köy mezarlığına doğru yola çıktı. Mezarlığa ulaşıldığında, Esendir'in rehberliğiyle Ahmet Hamdi Türkeş'in mezarı tespit edildi.

Türkeş, babasının mezarı başında dua etti ve bir süre sessizce kaldı.


Köy İçin Anlamı

Ziyaret köyde büyük heyecan yarattı. O günü yaşayanlar olayı yıllarca anlattı.

Köy tarihi açısından kaydın değeri, ziyaretçinin kimliğinden çok kayıt tutma biçiminde: köy mezarlığında yatan birinin ailesi, aradan geçen yıllara rağmen mezarın yerini bulabilmiştir. Bunu mümkün kılan da resmî bir kayıt değil, köyden birinin hafızasıdır.

Salih Esendir'in mezarlık alanını bilmesi, o gün bir aileyi babasının mezarına ulaştırmıştır.

Alparslan Türkeş kimdir?

1917'de Lefkoşa'da doğdu. Ailesi 1933'te İstanbul'a yerleşti. Kara Harp Okulu'ndan mezun oldu ve subay olarak görev yaptı.

27 Mayıs 1960 darbesini gerçekleştiren Milli Birlik Komitesi'nde yer aldı; komiteden çıkarıldıktan sonra bir süre yurt dışında görevlendirildi. 1965'te Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi'nin genel başkanı oldu, parti 1969'da Milliyetçi Hareket Partisi adını aldı.

1975–1978 arasındaki Milliyetçi Cephe hükümetlerinde başbakan yardımcılığı yaptı. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra tutuklandı ve yargılandı. 1997'de vefat etti.

Teşekkür. Bu yazının hazırlanmasında değerli bilgi ve deneyimlerini paylaşan Remzi Başarız'a teşekkür ederiz.

Not. Metin sözlü tanıklığa dayanır. Tarihler ve adlar anlatıcının hatırladığı biçimde aktarılmıştır.

Köyün ilk yıllarına dair gazete kayıtları için: Demirtepe Basın Arşivi

YORUMLAR 1

Merve
Bu yazının yazarı kim ? Ben salih esendirin torunuyum, detaylı bilgi almak istiyorum
Remzi Başarız
Merve, yazının özelliğini ben Amcan Remzi Başarız yazmıştım.
Ne hikmetse yazanların isimleri gizlenmiş.