Aramak için yazmaya başlayın...
Demirtepe'de Askerî Birlik: 1942'de Gelen Tümen ve Kurulan Düzen - demirtepe.net

Demirtepe'de Askerî Birlik: 1942'de Gelen Tümen ve Kurulan Düzen

Güncelleme Tarihi: 15 Aralık 2024 - 05:12

1942'de köye konuşlanan 4. Tümen ve 40. Piyade Alayı, elli küsur haneli Demirtepe'yi fiilen garnizon yerleşimine çevirdi: ilk iki sıradaki evler subay lojmanı yapıldı, okul ve cami için ayrılan alan karargâha gitti. Jeneratör, gazino, bando ve sinema da aynı dönemde geldi; birlik 1965'ten sonra küçüldü.

Demirtepe'de Askerî Birlik: 1942'de Gelen Tümen ve Kurulan Düzen
Anlatan
Remzi Başarız
Dönem
1942 – 1965 sonrası
Konu
4. Tümen ve 40. Piyade Alayı'nın Demirtepe'de konuşlanması
Kaynak
Sözlü tanıklık. Anlatıcının kendi hatıraları ve babasından dinledikleri.

1942'de köye konuşlanan 4. Tümen ve 40. Piyade Alayı, Demirtepe'nin dokusunu kökten değiştirdi. Evler boşaltıldı, cami yeri değişti, sokaklara elektrik geldi, sinemada her akşam film oynadı. Aşağıdaki anlatı, o yılları bizzat yaşayan Remzi Başarız'ın hatıralarına dayanıyor.

Bu sayfada kesikli çerçeveli kutular demirtepe.net tarafından sonradan eklenmiştir. Yazarın metnine ait değildir; arşiv kayıtlarıyla karşılaştırma ve açıklama amacı taşır.

1942, köy için sıradan bir yıl değildi. Kuruluşunun üzerinden henüz altı yıl geçmişti. İkinci Dünya Savaşı sürerken Türkiye, Çanakkale Boğazı çevresini tahkim etmek üzere bölgeye ciddi askerî kaynak aktardı; Demirtepe de bu düzenlemenin içinde kaldı.

Gelen birlik, elli küsur haneli bir köyü fiilen garnizon yerleşimine çevirdi. Kurulan düzen hem zorlayıcı hem öğreticiydi.

“Altı yıl” ne demek?

Anlatıcının “kuruluşunun üzerinden altı yıl geçmişti” demesi dikkat çekicidir. Köye ilk gelen aileler 1934'te yerleşmiş, ancak yerleşimin köy olarak tescili ve Demirtepe adının resmen konması Mayıs 1936'da olmuştur. 1936'dan 1942'ye tam altı yıl vardır.

Köy hafızası, resmî kayıtla aynı tarihi işaret ediyor. Adlandırma kararının gazetedeki hâli

Anlatının zamanı

Remzi Başarız'ın kendi çocukluk hatıraları 1950'li yılları kapsar.

1942'ye ve birliğin ilk yıllarına dair aktardıkları ise kendi tanıklığı değil, babasından dinledikleridir. Metinde bunu açıkça belirttiği yerler vardır.


Subaylar Evlere Yerleşiyor

Birlik köye adım attığında ilk iş, ilk iki sıradaki bazı evlerin boşaltılması oldu. Bu evler subaylara lojman olarak tahsis edildi.

Birçok aile evinden oldu. Biz de o ailelerdendik.

Evimiz subaylara verilince amcamların evine sığındık. 1948'de kardeşim doğana kadar orada üç hane, dokuz kişi bir arada yaşadık. Subay tayin olduğunda evin anahtarını kendisinden sonra gelene teslim ederdi. Böylece evimize dönme şansımız hiç olmadı.

Ölçek üzerine

Kasım 1935'te köyde 54 hane vardı. Yedi yıl sonra ilk iki sıranın boşaltılması, bu ölçekte bir yerleşim için küçük bir düzenleme değildir. Aynı evler, 1935'te çatısı hâlâ açık olduğu için gazeteye konu olan evlerdi.


Okul ve Caminin Hikâyesi

Köyün kuruluşunda okul ve cami için altı bin metrekarelik bir alan ayrılmıştı. Askerî ihtiyaçlar bu alanı yeniden düzenledi: aynı yere tümen karargâh binası ve subay gazinosu yapıldı.

Okul için iki hane başka bir yere taşındı. Camiye ise merkezî bir yer bulunamadı; Abdullah Kaçmaz ve Rafi Demiralay'ın arka bahçelerinden alınan arsalarla inşa edildi. Tümen komutanlığı her iki yapının inşaatına da destek verdi.

Osman Uçar ile Feyzullah Erez'in evleri arasından yeni bir yol açıldı; tümen binasından birliklere ulaşımı kolaylaştırıyordu. Ama Ahmet Civlak'ın evinin yerine tümen komutanının lojmanı yapılınca bu yolun alt caddeye çıkışı kapandı.

1935'ten tanıdık bir ad

17 Kasım 1935 tarihli Son Posta röportajında, yaşlı bir göçmen hayvanların dayanıksızlığından yakınırken şunu anlatır: “Geçen sabah Rafi'nin öküzü, bayırın alt yanındaki çeşmenin başında ayak diremiş. Hayvan kamçılana kamçılana ölmüş ama bir adım ilerlememiş.”

Cami arsasının alındığı Rafi Demiralay ile bu Rafi'nin aynı kişi mi yoksa aynı aileden mi olduğu bilinmiyor. Ancak köyün ilk kışında gazeteye geçen bir ad, yedi yıl sonraki hatırada yeniden karşımıza çıkıyor. O röportaj arşivde


İlk Kış: Ne İnsana Ne Hayvana Yer

Askerler ilk geldiğinde ne insanlar ne de hayvanlar için yeterli barınak vardı.

Evlerin arkasındaki samanlıklar askerler için geçici barınağa çevrildi. Hayvanlar içinse bugünkü çamlık alanda çukurlar kazıldı, üzerleri brandayla kapatıldı.

Sert geçen kış bu çözümleri yetersiz bıraktı. Bazı hayvanlar soğuktan bağıra bağıra öldü. Bunu babamdan dinlerdim.


Elektrik Geliyor

Lojmanlar ve barınaklar tamamlanınca sıra aydınlatmaya geldi. Hilmi Altıntaş'ın arka bahçesine kurulan bir jeneratörle subay lojmanlarına ve sokaklara elektrik verilmeye başlandı.

Ama jeneratör güçsüzdü. Pazar günleri gündüz elektrik verilince subay eşlerinin ütüleri makineyi zorlardı. Görevli askerler sokaklarda dolaşıp bağırırdı:

— Ütüleri fişten çekin!

Sonradan Motortepe denilen yere daha güçlü bir jeneratör getirildi. Çalıştırılma şekli ilginçti: bir askerî kamyonun tekerlekleri havaya kaldırılır, lastikler çıkarılır, janta bağlanan kayış jeneratörü döndürürdü.


Katırlar ve Seyisler

Birliğin günlük hayatında katırlar ve atlar büyük yer tutardı. Katırlar sırtlarında ağır makineli tüfeklerle eğitime götürülürdü. Bu iri hayvanlar ürktüğünde askerin elinden kaçar, tarlalar tüfek parçalarıyla dolardı.

Katanaların nal ölçüsü yirmi beş, otuz santimetre kadardı. Köy halkı için şaşırtıcı bir manzaraydı.

Katırların suya gidişi tören gibiydi. Tavla denen ahırlardan çıkar, tek sıra hâlinde Yedi Kurna çeşmesine yürürlerdi. Sabah ve akşam tekrarlanırdı.

Subaylar genellikle at üzerinde dolaşırdı. Arkalarından koşan seyis denilen askerler atlarla ilgilenirdi. Subay bir yerde durduğunda seyis atı alır, o dönene kadar yanında beklerdi.


“Sürgün Yeri”

Zamanla birliğin adı “sürgün yeri”ne çıktı. Kimileri “kara cehennem” derdi.

Burada görev yapan askerlerin bir kısmı köy hafızasında derin iz bıraktı. Özellikle yirmi yıldan fazla askerlik yapanlar: Rafet, Bolu Beyi, Veysel Dayı.

Bunlardan bazıları askerliğini bitirmek istemezdi. Kimi firar edip süreyi baştan başlatır, kimi üstleriyle kavga edip ceza alırdı. “Ekmek elden, su gölden” anlayışıyla burada kalmayı tercih ederlerdi.

En yaşlıları Veysel Dayı kırk üç yaşındaydı. Alay komutanı, askerliğini bir türlü tamamlayamaması üzerine ona Gelibolu'dan bir boyacı sandığı aldırdı. Kahvenin önünde ayakkabı boyacılığı yapmasına izin verildi. Veysel Dayı etliye sütlüye karışmadan askerliğini böyle tamamladı.


Gazino, Bando, Sinema

Subay gazinosu köyün sosyal hayatının merkezi oldu. Eski köy kahvesinin bulunduğu yerdeydi; subayların yemek, içmek ve eğlence ihtiyacını karşılıyordu.

Hafta sonları 4. Tümen bandosu konser verirdi. Biz çocuklar, bando çalarken arkasından köy dışına kadar yürürdük.

Sinemada her akşam başka bir film oynardı. Yılın birkaç günü askerler için moral geceleri düzenlenir, dansözler sahne alırdı. Rahmetli bestekâr ve ses sanatçısı Arif Sami Toker'i genç yaşımda burada izlediğimi hâlâ hatırlarım.

Doğrulanmayı bekleyen bir iz

1942 tarihli Ulus gazetesinde, köydeki birlik için açılan odun, saman ve kuru ot ihalelerine dair ilanlar bulunduğu biliniyor. “Demirtepe köyü teslimli” kaydını taşıyan bu ilanlar, birliğin ölçeğini rakamla gösterebilecek tek kayıttır.

Henüz asıl gazete sayfalarından görülmemiştir. Bulunduğunda bu yazıya eklenecektir.


Küçülme

Kore Savaşı sonrası gelen askerî yardımlarla birlikler mekanize olmaya başladı. Katıra ve ata duyulan ihtiyaç ortadan kalktı.

Gelibolu Ortaokulu'na giden öğrenciler için sabah ve akşam askerî servis sağlandı. Bu, ortaöğretime devam eden köy çocuklarının sayısını artırdı.

1965'ten sonra asker sayısı azalmaya başladı. 4. Tümen Gelibolu'ya taşınınca köyde yalnız 40. Piyade Alayı kaldı; zamanla o da küçüldü.

Bakkallar, terziler, ayakkabıcılar iş yapamaz oldu. Dükkânlarını kapatıp Gelibolu'ya taşındılar.


Bir Dönemin Sonu

Askerlerin varlığı köyün ekonomik ve sosyal hayatını şekillendiren en güçlü etkendi. 1942'de gelen 4. Tümen'in bıraktığı izler köy halkının hafızasında yıllarca yer etti.

Birliklerin çekilmesiyle başlayan sessizlik, köyde bir gerileme dönemi başlattı.

Bugün sokaklarda yürürken o mirası hâlâ görmek mümkün: köy girişindeki eski mutfak binası, yıkılan sinemanın dört kolonu ve beton zemini, çamlık, eski kahve binası.

Zorluklarla dolu bir dönemdi. Ama köyün tarihine damga vurdu.

Teşekkür. Bu yazının hazırlanmasında değerli bilgi ve deneyimlerini paylaşan Remzi Başarız'a teşekkür ederiz.

Not. Metin sözlü tanıklığa dayanır. Tarihler ve adlar anlatıcının hatırladığı biçimde aktarılmıştır. Arşiv kayıtlarıyla karşılaştırılabilen noktalar metin içinde ayrıca belirtilmiştir.

Köyün ilk yıllarına dair gazete kayıtları için: Demirtepe Basın Arşivi

YORUMLAR 0

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!