Aramak için yazmaya başlayın...
YASİN SEVGİLİ

YASİN SEVGİLİ

Köyümüzde Ramazan Ayı

Oldukça düşünceli geçen ilk sahur gecesi nihayet Muhtar davulu Şerif’e verir.

Kahvede çay ocağının yanındaki masada derin derin cigarasını çeken Şerif’in yüzü güler. Davulu sırtlandığı gibi akşamın antrenmanını yapmak için eve koşar.

“İşte geldim iki büküm
Üstümdedir davul yüküm
A benim Salih ağam, selamünaleyküm”

İmsakiyede ezan 05:17, saat 05:00 oldu. “Eyvah, hoca ne okuyor yav! Yoksa ezan mı bu?” derken anlaşıldı ki Merhaba Şehri Ramazan kasidesi duyulan ses. “Oh be, bir cigara daha içilir ezana kadar” derken ilk orucun telaşıyla bütün köy hareket halinde ve işte geldi ramazan köyümüzün üzerine doğan güneşle birlikte.

Ve ilk gün; artık hava burada oldukça serin. Hüseyin Bayrak paltoyu çekmiş sırtına, eski okul binasının önündeki akasyanın altında oturuyor. İhtiyarlar kahvesinde birkaç kişi ya var ya yok, uzaktan ancak bu kadar seçiliyor. Bugün orucu uykuya tutturalım, yarın Allah kerim.

Saat 14:00. Kadınlar bölük bölük camide mukabele için yerlerini almışlar. Hacı teyzeler, “Hocaya yakın otursun, bak duyamazsınız sonra.” Mübarek olsun Ramazanınız, Allah tamamına erdirsin ve 45 dakika sonra çıktık camiden, adamlar kahvelere çıkmışlar. Herkeste bir durgunluk hali.

Akşam neydi o öyle Rumeli TV'de kuzu çevirmeler...
Oğlak etinden çok güzel sucuk olur...
Ben bugün sadece susadım pek acıkmadım, tam da balık zamanı be...

Akşamüzeri; saat 19:00. Bakkal Mustafa abi’ye pideler gelmiş. Hamdi abi, “Günaydın Türkiye!” dedi. 40 dakika sonra akşam ezanı okunacak, “Elini çabuk tut yemekler soğumasın.” Sadece akşam sütünü götürenler köyümüzün sokaklarında tek tük. Herkes sofra başında yerini almış olmalı.

Bakalım camide kim var kim yok. Hacı Saffet Hocadan önce camiye gidiyor yine. Elinde bir tabak var, acaba içinde ne var? “Hurmalar benden,” dedi hoca. Saffet ağabeyin tabaktan Yarımca kokusu geliyor, kıymalı galiba.

İşte Salih ağa da geldi, kadro tamam! Allahüekber Allahüekber… Dur Saffet abi, abi, duyan olacak, daha vakit gelmedi. “Duymaz kimse be, ben içerde okuyorum.”

Evlerde sabırsız bekleyiş; bak bakalım kandiller yanıyor mu?

İşte yandı, hoca başlar şimdi ezana… Allahüekber Allahüekber… Gümbe de güm güm güm… Gelsin yemekler…

Yemekler yene dursun, biz de Sadi-i Şirazi (Hz.)’den birkaç hikaye nakledelim:

Birisi bir tablanın üzerinde şekerkamışı satıyor, müşteri bulmak için sağda solda dolaşıyordu. Köyün kenarında bir gönül erine rastladı: “Şimdi al, paran olduğu zaman verirsin” dedi. Ama o akıllı adam ne söyledi biliyor musun? “Belki” dedi “Sen bana sabredemezsin, ama ben şekerkamışına sabredebilirim.”

Yemekler yendiğine göre konumuza hemencecik vakti geliveren teravih namazıyla devam edelim isterseniz.

...ve teravih için camiye gelen ikinci kişi Muhittin abi, hemen arkasında ise Başçavuş. Evet, bu akşamın birincisi muhtarımız Rahmi abi.

Köyümüzde Ramazan, durun henüz yeni başladı.